
Duygu Değerlendirmesi
Bazıları duyguları çok yoğun yaşıyorken bazıları ise duygularından yoksundurlar. Bu nedenle duygu
farkındalığını sağlamak için öncelikle hissedilen duygunun yoğunluğunun incelenmesi gerekir. Sonraki adımda ise duygunun yeni olup olmadığına ve o duyguya yol açan ana etmenlere bakılmalıdır. Danışanın yaşadığı duygu, bastırılmış bir duygunun dışavurumu ve yahut eski duyguların tekrarı olabilir. Duygu tekdüze bir olgu değildir o nedenle duygunun bir sıkıntı belirtisi mi yoksa değişim süreci belirtisi mi olduğu da iyice araştırılmalıdır (Greenberg, 2002). Bu nedenle danışanların hangi duyguyu ne zaman yaşadıklarının farkına varmalarını sağlamak dolayısıyla duygu türlerini belirlemek ve tanımlamak terapi sürecinin önemli bir aşamasıdır (Greenberg, 2010a). Duygu türleri birincil, ikincil ve araçsal duygular olarak sınıflandırarak açıklanır.
Birincil Duygular
Birincil duygular terapide açığa çıkarılmaya çalışılan, başka bir duyguya indirgenemeyen “şimdi ve
burada” olan olaylara verilen doğrudan tepkilerdir (Greenberg ve Watson, 2006; Johnson ve Johnson, 2004).Durumlar karşısında anlık tepkiler olarak gelişen bu duygular,)işlevsel olan ve işlevsel olmayan şeklinde ikiye ayrılır (Greenberg, 2002).)Birincil işlevsel duygular, değişen durumlar karşısında verilen içgüdüsel duygusal tepkilerdir. Duygusal zekânın ana kaynağı olan bu duygular, hayatta kalma dürtüsü ve kişinin refahı için bilgi sağlar. Uyarıcı ortadan kalktığında da kaybolur (Greenberg, 2002; Greenberg, 2008). Dolayısıyla ihlal olduğunda öfke, kayıp olduğunda üzüntü, tehdit olduğunda ise korku, vb. şekline bürünerek yaşamın devamı için fonksiyanel bir anlam taşırlar.) Birincil işlevsel olmayan duygular ise bireyin duygusal sisteminde sorun olduğunda ortaya çıkan, sağlıksız, (Greenberg, 2002) önceden öğrenilmiş, zarar verici (Jarry ve Paivio, 2006)oldukça yoğun hissedilen ve kurtulmak istenilen duygulardır (Greenberg, 2002). Bu duygular çok hızlı bir şekilde ortaya çıkar ve bireyin kontrol sistemini ele geçirirler. Oluşumlarına neden olan uyarıcalar ortadan kaktığında bile devam ederler. Bu nedenle bir türlü iyileşmeyen yara olarak değerlendirilirler (Pascual-Leone,Gilles, Singh ve Andreescu, 2013).
İkincil Duygular
Bu duygular birincil bir his veya düşünceye verilen yanıtlar veya bunlara karşı sergilenen savunmalardır
(Greenberg, 2002). Bu duygular birincil duyguların tolere edilememesi ve engellenmesi sonucu oluşurlar ve işlevsel olan duyguların akışını engellerler (Greenberg, 2002; Pascual-Leone ve ark., 2013). İkincil duygular esasında hissedilen başka bir birincil bir duyguyu gizlemek veya maskelemek için kullanılan duygulardır. Örneğin hissedilen öfke genellikle, temelde üzüntü, değersizlik ve hayal kırıklığı gibi duyguları perdeleyen ve çoğunlukla altta yatan acı ve güçsüzlük duyguları saklayan bir maskedir.
Sivas Aile Danışmanı Mehmet AYDIN

#sivaspsikolog ailedanışmanlığı aileterapisi aile ve çift terapisi anksiyete beslenme bireyselterapi dikkateksikliği disleksi diyet diyetisyen EMDR ergen ergenlik ergenlik süreci kaygı kendinigerçekleştirmek Kendinikeşfetmek kişilik okumagüçlüğü oruç otizm psikolog psikologlnihal psikoloji psikolojikdanışmanlık ramazan sağlık sağlıklıbeslenme sivas sivasdisleksi sivasdiyetisyen sivas psikolog sivaspsikolog sivasterapi stres sınav tembellik terapi travma yetişkin çocuk çocukveergenterapisi öfkeproblemi öğrenmegüçlüğü