Merhaba, ben Psikolog Gülnihal Canpolat. Bugünkü yazımda Şahane Hayatım dizisinin incelemesini yapıyor olacağım. İsterseniz önce kısaca diziden bahsederek başlayalım.
Dizi Şebnem isminde bir kadının yaşadığı ayrımcılık ve zorbalıklar sonundaki değişimini konu alıyor. Gençliğinde dış görünüşü üzerine aldığı sayısız hakaret ve dışlanma, başarılı olduğu halde ekonomik durumu yüzünden eğitimi sırasında fırsat eşitliğini yakalayamaması, annesi tarafından istenmeyen ve çirkin bir evlat olarak maruz kaldığı psikolojik şiddet ve bunun gibi haksızlığa uğradığını hissettiği durumlar sebebiyle Şebnem, kendini ve hayata bakışını değiştirmeye karar verir. Geçirdiği bir dizi estetik operasyon sonunda adeta yeniden doğan karakterimiz, kendine varlıklı bir eş bulur ve iki çocuk dünyaya getirir. Dizi ise geçmişinde olduğu kişiyi gizlemeye çalışırken işlediği bir cinayetin de izlerini yok etmeye çalışan Şebnem’in karanlık dünyası etrafında dönmektedir.
Şebnem verdiği röportaj sırasında geçmişinden ve şu an olduğu kişiden hoşnut bir izlenim çizer. ‘’Harika bir çocukluk geçirdim, annem beni çok severdi.’’ diye başladığı konuşma, aslında sıkıntılarla dolu çocukluğunu gizleme çabalarıdır. Bakımlı ve kendini oldukça güzel bulan annesi aynı zamanda onu hayranlıkla izleyen kızının ruj sürme isteğini ‘’bıyıkların var senin, malzemelerime sakın dokunma’’ diyerek reddedecek kadar da acımasızdır. Annesiyle kuramadığı sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisinin yanı sıra Şebnem’in babasıyla da, daha çok bir işçi-işveren ilişkisi yaşadığı görülür. Sanayide babasına yardım eden, lastik taşıyan Şebnem; harçlık almak için önce hak etmek zorundadır. Burslu kazandığı koleje sanayiden çıkıp giden Şebnem için hayat pek de kolay sayılmamaktadır ve artık değişmeye karar veren Şebnem yaptığı planla hayatını bambaşka bir noktaya taşır.

‘’Bir de tabi güzel olmak gerekiyor, çok güzel. Ben anladım ama bazen bir kızın bir şeyler yapması gerekiyor. Herkes sana haydut diyorsa, belki de haydut olman gerekiyordur.’’
Bu düşünceleri arkasına geçirdiği estetik operasyonlar bize kabul edilen ve beklenen güzellik algısının dışında kaldığını hisseden genç kızlar hakkında aslında bir fikir vermekte. Ne yazık ki bakımlı, iyi giyimli ve günümüz moda anlayışına hitap eden bir kadın olmak, genç kızlar arasında bir çıkış/kaçış yolu olarak görülür hale geldi. Sadece iyi yerlere gelebilmek veya fark edilmek dışında zorbalığa maruz kalmamak için de kadınlar görünüşlerini değiştirmeye başladı. Bu noktada ilk yorum; kişileri olduğu halleriyle kabul etmeli ve kimseyi görünüşü nedeniyle yargılamayıp, rencide etmemeli olabilir. Zira farkında olmadan veya kırıcı olabileceğini tahmin etmeden yaptığımız bir yorumun insanlar üzerinde ne gibi sonuçlara yol açabileceğini, kişinin benliği ile ilgili sıkıntı duymasına neden olabileceğini tahmin edemeyebiliriz.
Rogers’ın Benlik kuramına göre Şebnem nasıl bir benlik çiziyor?
Bunun dışında Şebnem’in ideal bir benlik çizmeye çalıştığı görülmektedir. Carl Rogers kuramında benliğin, ideal benlik ve gerçek benlik olmak üzere iki ayrı yapısının olduğunu söylemiş, ideal benlik ile gerçek benlik birbiri ile uyumlu ise bireyin sağlıklı ve uyumlu olduğunu, ancak aralarında farklılık var ise bireyin anksiyete, depresyon ve özgüven eksikliği yaşayacağını belirtmiştir (Feist ve Feist,2008; akt. Gürcan,2015).
En basit haliyle ideal benliği, olmak istediğimiz kişi; gerçek benliği ise olduğumuz kişi olarak düşünerek devam edersek, Şebnem’in gerçek benliği, olmak istediği benlikten çok uzaktaydı. Ve geçirdiği değişim bu ideal benliğe ulaşmak adına harcadığı bir çabanın sonucuydu. Bunların dışında aslında sadece görüntüsünü değiştiren Şebnem, karşılaştığı durumlarda geçmişiyle yüzleşmek zorunda da kalmaktadır. Üzerinde bir değişim yapamayacağı, olduğu gibi kabullenmek zorunda olduğu geçmişiyle karşılaşmak onun için hiç kolay değildir. Bu da Rogers’ın bahsettiği anksiyete ve özgüven eksikliğini beraberinde getirmektedir. Dönem dönem geçmişi hakkında gelen sorulara cevap verememek Şebnem’de yoğun bir kaygıya sebep olmakta, en kendine güvendiği anlarda bile geçmişini bilen kayınvalidesi tarafından aldığı tehditvâri bir yorum onun özgüvenini anında yerle bir etmektedir.
Benlik gibi, ideal benliğin de akışkan ve değişebilir bir yapısının olduğunu belirten Rogers, bu iki benlik arasındaki kapanmaz farkın kişide rahatsızlığa sebep olacağını ve bu durumda ideal benliğin bireyin gelişimini engelleyeceğini öne sürmüştür. Buradan çıkarabileceğimiz ikinci yorum ise, benlik değişebilen, akışkan bir süreçtir. Fakat ideal olan benliğimiz çok ulaşılmaz olduğunda bu bizim gelişmemizi olumsuz yönde etkiler hatta benlik saygımızı düşürür. Yani şu an var olduğumuz kişiyi sevmek ama gelişim ve değişime karşı çıkmadan olabileceğimiz en iyi hale gelmek için çalışmak en makul seçenek gibi görünüyor. Şebnem olduğu halini sevebilecek mi? Ulaşmak için çabaladığı değerleri süreçte ona zarar verecek mi? Aldığı riskler onu ve çocuklarını nasıl etkileyecek bilmiyoruz. Zaten dizinin akışından bağımsız burada asıl açıklanmak istenen benlik algısı (ideal benlik ve gerçek benlik), güzellik anlayışı ve benlik saygısı gibi kavramlar üzerinden diziye psikolojik bir bakış getirmekti. Umarım okurken keyif almışsınızdır.
TEŞEKKÜRLER
Kaynakça
GÜRCAN, D. (2015). Benlik Farklılıklarına Rogers’ın Danışan OdaklıTerapisi ile Yaklaşım: Vaka Çalışması. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 2(1), 13-26. https://doi.org/10.31682/ayna.470648