Anlam dünyası, ‘gerçeklik terapisi’ isimli ekolün kurucusu William Glasser’ın ortaya attığı özgün kavramlardan biridir. 1960’larda geliştirilen gerçeklik terapisi, bilişsel ve davranışçı teori ve pratikler üzerinden oluşturulmuştur. Gerçeklik Terapisi kendi davranışlarının sorumluluğunu alan insanların zihinsel sağlıklarının daha iyi olduğunu vurgular. Sonuçlardan çok sorumluluğa ve sürece daha fazla vurgu yapar. Kişilere başkalarına zarar vermeden ihtiyaçlarıyla uyumlu olarak kendi seçimlerini yapmaları konusunda yardım etmek temel amacıdır.
Doğumumuzdan itibaren hepimiz olumlu ve olumsuz deneyimler yaşarız. Bu deneyimler keyifli veya ihtiyaçlarımızı karşılayan türden olduğunda, Glasser’ın anlam dünyası dediği yere/kavrama dönüşürler. Örneğin bizi mutlu eden şeyleri düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen etkinlikleri düşünelim. Ya da çok açken aklımıza ilk gelen yemeği. Mutlu bir haber aldığımızda aramayı ilk düşündüğümüz kişi/leri. Tüm bunlar, anlam dünyamızın önemli parçalarıdır.
Anlam Dünyamızın Hayatımızla İlişkisi
Anlam dünyamız, hayattan beklentilerimizin standardını belirler. Doğumla birlikte kafamızda isteklerimiz resim şeklinde belirir. İki yaşına dek zihnimiz, ömür boyu kullanacağımız “ihtiyaç -> karşılanma biçimi” resimleriyle dolar. İhtiyaçlar evrensel, karşılanma biçimleri özneldir. Örneğin birimiz için mutluluk sevdiklerimizle birlikte gezintiye çıkmakken diğerimiz için bir sanat eseri ortaya koymak, bir başkası için işinde çok başarılı olmak olabilir. Anlam dünyamız değişebilir, güncellenebilir.
Anlam dünyamıza koyduğumuz kişiler ve nesneleri bilinçli olarak seçeriz, bunun tek istisnası ebeveynimiz/bakım verenimizdir. Glasser’a göre anlam dünyamıza koyduğumuz ilk kişi, hem yiyecek hem sevgi vererek birçok ihtiyacımızı karşılayan annemizdir. Ebeveynler de çocuklarını neredeyse otomatik biçimde anlam dünyalarına dahil ederler. Bu bakımdan ebeveynler ve çocuklar, ömür boyu -farklı biçimlerde olsa da- birbirlerinin anlam dünyasında kalırlar.
Anlam dünyamızdaki resimleri eklemek gibi, çıkarmak da bizim elimizdedir. Acı verici de olsa bunu yapabiliriz, bir kişinin veya nesnenin ihtiyacımıza uygun olmadığına ikna olduğumuz deneyimler sonucunda onu anlam dünyamızdan çıkarabiliriz. Psikolojik destek süreçlerinde sunulan hizmetlerin de anlam dünyasında etkili değişiklikler yapmak olduğunu söyleyebiliriz.
Siz kendi anlam dünyanıza bakınca neler görüyorsunuz?