Travma Nedir?
Geçmiş yaşantılarımız hayatımıza yön veriri ve bize pek çok farklı öğrenme deneyimi sunarlar. Özellikle çocukluk döneminde yaşadığımız ve tanık olduğumuz olaylar dünyayı anlamlandırmamızda güçlü koşulları oluşturur. Günlük dilimize de çokça yerleşmiş olan travma kelimesi de geçmiş yaşantılarımızla ilgilidir. Halk arasında çoğunlukla geçmiş kötü deneyimleri adlandırmak için kullanılmaktadır.
Hangi Yaşantılar Travmadır?
Psikoloji biliminde ise travma kişinin kendi bütünlüğüne karşı hissettiği tehdit olarak adlandırılmaktadır. Daha detaylandıracak olursak kişiyi aşırı derecede korkutan, dehşet içinde bırakan olaylardır. Çaresizlik yaratan, hiç beklenmedik anda gerçekleşen ve olağan dışı olan yaşantılar travma kabul edilmekte.
Kişi yaşamına, çevresindekilerin hayatına ya da vücudun bütünlüğüne karşı bir tehdit varsa buna travmatik bir yaşantı denir. Örneğin son zamanlarda sıkça tanık olduğumuz depremler travmatik yaşantılardır. Ya da sel, yangın gibi diğer doğa olaylarını da kapsamaktadır. Bunun yanı sıra aile içindeki şiddet, çocukluk dönemindeki taciz, tecavüz, işkence ve saldırılar da travma insan hayatında oluşturmaktadır.
Travmalar sonrasında kişiler uykusuzluk, kabuslar, sık sık uyanma gibi bazı sorunlar yaşarlar. Tüm bunlar kişinin uyku kalitesini doğal olarak da hayatını olumsuz etkiler. Travmaların günlük yaşamdaki diğer bir etkisi ise çabuk sinirlenme ve genel bir gerginlik hali olarak karşımıza çıkıyor. Kişi gergin olduğu için basit durumlar karşısında irkilme tepkisi verebilir. Travmatik olayı birey devamlı olarak zihninde yeniden canlandırma eğilimdedir. Örneğin yangının içinde kalmış biri kamp ateşinden korkabilmekte. Ya da sel felaketi yaşamış bir birey bir daha havuza hiç girmeyebilir.
Travmatik yaşantılar sonucunda travma sonucu stres bozukluğu yanabilmekte. Depresyon, OKB gibi psikotik rahatsızlıkların kökeninde de yer alabilmektedir.
Travma İle Nasıl Başa Çıkılır?
Pek çok durumda olduğu gibi travmalarda da herkes aynı oranda etkilenmemektedir. Bunu özellikle Viktor Emil Frankl ‘ın ‘İnsanın Anlam Arayışı’ kitabında açıkça görebilmekteyiz. Bu da demek oluyor ki aynı yaşantı herkesi post travmatik stres bozukluğuna itmiyor. Ancak bu rahatsızlığı yaşayan bireyler ilaç ya da psikoterapi yöntemine başvurabilirler. Ya da her ikisini aynı anda sürdürebilirler. Psikoterapide EMDR yöntemi bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış geçerliliği yüksek bir yöntemdir.
Bu tip durumlarla başa çıkmak için ilk olarak yaşanan durumu kabullenmek gerekir. Tabii ki yaşadığınız durumu kimse inkar etmez. Ancak sayı ertelemek, görmezden gelmeye çalışmak ya da durumun bizleri etkilemesine izin vermemeye çalışmak kişiye zarar verecektir. Bu noktada ilk adım olarak yaşananları kabullenmek gerekmektedir. Yas ya da üzüntünün ifade edilmesine imkan sağlanmalıdır. Ardından bu yas ya da üzüntü durumunun sürekli hale gelmemesi adına kişi günlük yaşamında sorumluluk alabilirler. Kısaca kişi onu hayata adapte edebilecek aktivitelere yoğunlaşmalıdır.