Zihin Savaşları: İçsel Düşmanla Yüzleşmek

Zihninizin size düşmanca davrandığını düşündüğünüz oldu mu?

Düşman, en basit kelime anlamı ile karşısındaki kişiye zarar vermeyi amaçlayan kişiye denir. Zihnimizin görevi ise hayatta kalmamıza yardımcı olmak için bizi tehlikelerden korumaktır. Yüzyıllar öncesinde avcı toplayıcı atalarımızı düşünürsek olası bir tehdide karşı zihinlerinin uyarı sinyalleri verdiğini görürüz. ‘’Dikkatli olmazsan her an bir yerden çıkabilecek vahşi bir hayvan sana zarar verecek hatta öleceksin.’’ Zihnimiz bu şekilde evrimleşti ve günümüz insanının peşinden artık bir kaplan koşmuyor fakat bu sefer daha görünmez tehditler var. Belirsizlik gibi gelecek kaygısı gibi, reddedilme, yalnızlık gibi bizleri kovalayan bu tehlikelere karşı beyinlerimiz aynı sinyalleri farklı ifadelerle göndermeye hala devam ediyor. Belki bu sefer ‘başarısız olacaksın diyor, yetersizsin veya reddedileceksin’ diyor. Yani geçmişte avcı-toplayıcı atalarımızın karşılaştığı fiziksel tehditlerin yerini bugün psikolojik stres faktörlerinin aldığını söylemek yanlış olmaz.

Tahmin edersiniz ki eğer eski dönemde atalarımızı zihinleri uyarmamış olsaydı olası bir tehdide karşı tetikte kalamazlar ve hayatta kalma şansları çok düşük olurdu. Yani zihin bu uyarıların kulağa ne kadar acımasız ve sert geldiğini fark etmeden sadece işini yapar ve en üstün görevi bizim yaralanmamıza engel olmak bizi korumak, kısacası hayatta tutmaktır.

Biz ise zihnimizle mücadele etmek veya onun sesini kısmaya çalışmak yerine öncelikle onu dinleyebiliriz. Ona tüm bu uyarılar için teşekkür edebilir ve bu bilgiyle ne yapmak istediğimize karar verebiliriz. Çünkü bizler zihnimizin kendisi değil, onun sahibiyiz ve ondan daha büyüğüz.

Peki, bunu fark edebilmek için terapide ne yaparız?

Genellikle bir düşünceyle birleşmiş hale geldiğimizde o düşünce davranışlarımızı yönlendirmeye başlar. O düşünce, eylemlerimizi (açıkça görünen davranışlarımız), dikkatimizi (örtük ve içsel deneyimlerimiz) veya her ikisini birden yönlendirir. Ayrışma, bilişlerimize esnek bir şekilde yanıt vermek anlamına gelir ve terapide yaptığımız şey tam olarak budur. Danışanın bilişlerini davranışlarını etkileyebilir ancak onu yönlendiremez hale getirmeyi amaçlarız.

Merakla, düşüncelerin kelime ve resimlerden oluşan bir yapı olduğuna dair asıl doğasını görmeye çalışırız. Danışan için zihninin söylediklerinin yardımcı olup olmadığını araştırırız. Eğer bilişleri faydalıysa, danışana rehberlik etmesine izin vermesini sağlar; değilse var olmalarına izin verme gönüllülüğü oluşturmayı ve ne yapmak istediğini bilip bilmediğini fark etmesine yardımcı oluruz.

Terapide neyi hedefleriz?

-Düşüncelerin içeriğinin dışına çıkmaya çalışırız (bu onların doğru/yanlış/olumlu/olumsuz olması hakkında değildir).

-Düşüncelerden kaçmaya çalışmayı bırakmayı ya da onlarla kavga etmekten vazgeçmeyi öğretmeye çalışırız (onlar tehdit veya engel değillerdir).

-Düşüncelere itaat etmeyi bırakmayı modelleriz (onlar itaat etmek zorunda olduğumuz emir ve kanunlar değildir).

-Düşüncelere sıkı sıkıya sarılmayı bırakmayı öğreniriz (onlar, yapışacağımız veya üzerinde kafa patlatacağımız şeyler değildir).

-Bütün dikkatimiz ve enerjimizi düşüncelere vermeyi bırakmayı hedefleriz (onlar, şimdi ve burada olan deneyimlerimizin sadece bir yönüdür).

Zihinle savaşa son vermek

Sonuç olarak, zihnimiz, hayatta kalma içgüdümüzün bir yansıması olarak genellikle düşmanca bir şekilde seslenebilir. Ancak bu seslerin farkında olmak ve onlarla sağlıklı bir ilişki kurmak, zihinsel huzurumuzu sağlamanın anahtarıdır. Terapide, düşüncelerimizle aramızda bir mesafe yaratarak onlara karşı daha esnek bir yaklaşım geliştirmeyi öğreniriz. Kendi zihin savaşlarımızda galip gelmek, yalnızca düşüncelerimizin esiri olmaktan çıkmakla değil, aynı zamanda onlara saygı gösterip doğru bir perspektiften bakabilmekle mümkündür. Böylece, içsel düşmanlık yerine; kendimizi, duygularımızı ve zihinlerimizi dinleme yolculuğunda daha sağlıklı, daha güçlü bir birey haline gelebiliriz.

Zihninizin size verdiği uyarıları fark ettiğinizde siz bu uyarılara nasıl bir tepki veriyorsunuz?

Psikolog Gülnihal CANPOLAT

@psikologlnihal

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir