Herkese merhaba, ben psikolog Gülnihal CANPOLAT. Bu haftaki blok yazımda ilginç bir paradoks olan erkeklerin kadınlara oranla daha az yaşamasına karşılık kadınların daha az sağlıklı olması ikilemi üzerine konuşalım istiyorum. Yaşam uzunluğu ortalamalarına bakıldığında, yabani omurgalılarda ve memelilerde dişiler erkeklerden daha uzun yaşamaktadır. İnsanlarda da özellikle gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde belirgin olarak kadınlar erkeklerden daha uzun yaşamakta (GÜNDÜZ,2013). Mesela asırlıklar (100 yaş) arasında her bir erkek için ortalama üç kadın bulunuyorken süper asırlıklar (110 yaş) arasında %95’inin kadın olduğunu bildiren yayınlar var. Peki erkekler neden az yaşıyor, kadınlarsa nispeten daha uzun yaşamın içinde neden daha çok hastalanıyor, daha sık doktora gidiyor? Gelin bu konuya sağlık psikolojisi bakış açısıyla birlikte bakalım…
Riskli davranışlara daha eğilimli olmaları nedeniyle erkeklerin daha çok yaralanmalı olaya ve ciddi sonuçları olan kazalara karıştıkları görülmekle birlikte; erkeklerin olasılıkla otomobil kazalarından, şiddet suçlarından, cinayetten, kalp hastalıklarından, akciğer kanserinden, alkol-sigaradan ve intihardan ölmeleri kadınlara oranla iki kat fazladır. Kadınlarda ise daha fazla oranda şeker hastalığı, kansızlık, sindirim sistemi problemleri, beslenme bozuklukları, depresyon ve kaygı bildirilmektedir. Ayrıca kadınlar, hekimleri daha sık ziyaret etmekte, daha fazla ilaç kullanmakta ve cerrahi ameliyatların üçte ikisinde yer almaktadır.
Yaşam süresinde cinsiyet farkı
Kadınların ömür uzunluğundaki bu farklılığın biyolojik mekanizmaları olarak daha aktif dişi bağışıklık fonksiyonu (otoimmünite), östrojenin koruyucu etkisi (hormonal kalıplar), ikinci X kromozomunun telafi edici etkisi (genetik faktörler, telomer uzunlukları), ve yaşlanma/hastalıklardaki oksidatif stresten bahsedilebilir. Yani kadınların hayatı tehdit eden hastalıklara karşı kendilerini koruyan biyolojik bir mekanizmaya sahip olması daha uzun yaşamalarını sağlıyor olabilir.
Riskli davranışlara daha yatkın erkeklerin nispeten daha az yaşıyor olması ise sağlık hizmetlerine ulaşma konusunda kadınlar kadar istekli olmamalarını akla getirmektedir. Toplumun erkekten beklediği ‘’güçlü, sarsılmaz ve hep ayakta ol’’ dayatması, erkekleri şikayetleri konusunda daha az yardım aramaya ve hastalıkları konusunda yeterince ilgili olmamaya itiyor olabilir. Bu erişimdeki kısıtlılıksa hastalıkların erken teşhis ve tedavisini zorlaştırmakla birlikte yaşam ömrünü kısaltıyor.
Ek olarak kadınlar daha fazla oranda intihara teşebbüs ederken, intihardan kaynaklanan ölümlerin büyük bir kısmını erkekler oluşturuyor. Yani kadınlar ilaç içmek gibi geri dönüşü olabilen yollar tercih ederken; erkekler kendini asmak veya ateşli silah kullanmak gibi tamamlanmış intihar yöntemleri seçiyor. Bu istatistik ise intihardan ölenlerin cinsiyetlerindeki eşitsizliği ve yaşam süresindeki bu dengesizliği açıklıyor.
Daha uzun ama daha sağlıksız
1.Öncelikle kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşadıkları için yaşla ilgili hastalıklara yakalanma olasılıkları erkeklere göre daha fazladır.
2.Kadınlar erkeklere göre sağlıklarına daha düşkün olabilirler ve bu nedenle doktora başvurma ve tanı almaları daha olasıdır.
‘’Örneğin, kadınların depresyon riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu bulgusu, erkeklerin tanı almadığından kaynaklanıyor olabilir.’’
3.Kadınlar erkeklere göre daha fazla stres ile karşılaşırlar ve özellikle önemli yaşam olayları ile bağlantılı stresin kadınlar üzerinde daha fazla etkisinin olduğu ileri sürülmektedir (Davis, Matthews ve Twamley,1999).
4. Hekimler kadınların sağlık sorunu ve şikayetlerini erkeklerinkine göre daha az ciddiye alma eğilimindedir (Weisman ve Teitelbaum,1985).
5.Kadınlarda hastalık oranı; gelir, eğitim ve etnik köken gibi sosyoekonomik ve demografik değişkenlere ve buradan elde edilen kanıtlara göre farklılık göstermektedir. Örneğin, daha fazla eğitim ve daha çok gelir, kalp damar hastalıklarına dair obezite, sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve egzersiz eksikliği gibi faktörler için daha az risk taşır. Ayrıca daha az gelire sahip olmak ve sağlık sigortasının bulunmaması da hastalıklarla ilişkili olabilmektedir.
Fark kapanıyor
Son çalışmalar yakın zamanda ortalama yaşam süresindeki cinsiyet dengesizliğinin kapanacağını gösteriyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma, 2030 yılında kadınlar ve erkekler arasındaki yaşam farkının 1 yıl 9 aya düşeceğini söylüyor (BBC NEWS).
Tüm bu bahsedilen bulgularla, kadınların ve erkeklerin yaşam süresindeki farkı ve kadınların hastalık bildirme oranlarındaki yüksekliğin nedenlerini açıklamaya çalıştığım yazımı yaşam süresinin yanında kaliteli bir hayattan bahsederek tamamlayacak olursam; ’alkollü araç kullanmak, şiddet suçlarına karışmak gibi riskli durumlardan uzak kalmak’, sağlık hizmetlerine erişim konusunda gönüllü olmak, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, beslenmemize dikkat etmek, fiziksel olarak aktif olmak, uyku rutini oluşturmak, kronik stres ve gerginlik verici durumlardan uzak kalmaya gayret etmek gibi bir liste ile yaşam kalitemizi artırma önerilerinde bulunabilirim.
Vakit ayırdığınız ve buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.